07-12-2020 22:23:35 Son Güncelleme: 07-12-2020 22:30:35

Ardahan Eşrafından Şemsi Kaya

Ardahan’da esnaflar, toplumda hatırı sayılır, saygın kişiler olup; güzide insanlar olarak kabul edilirlerdi
Ardahan Eşrafından Şemsi Kaya

Ardahan’da esnaflar, toplumda hatırı sayılır, saygın kişiler olup; güzide insanlar olarak kabul edilirlerdi.

Esnaflar, müşterilerini bir velinimet gözü ile bakarak, müşterilerine karşı ahlâklı, iyi, nazik kibar, samimi davranır ve memnun bir şekilde uğurlardı.

Ardahan’da esnaf ve zanaatkârların aşağı yukarı her birinin mesleğini icra ettiği mekânlara “dükkân” denilirdi. Bu mekânlar, çoğu zaman o meslek erbabının icra ettiği meslek adıyla birlikte anılmaktaydı. Dükkânlar sabah 5 akşam gece 12’de kapanmaktaydı. Ardahan ahalisi sevdiği esnafın dükkânına gidip geç saatlere kadar sohbet edebilirdi. Bu gelenek 1978 yılına kadar devam etti

Serhat kasabası Ardahan’da ticaret hayatında örnek ve ilkleri belirlemiş ve uygulamış bir değerdi. Rahmetli Şemsi Kaya abim ki 80’li yıllara kadar, Ardahan’da konfeksiyon, mobilya, halı vb. ürünleri satardı. Hiç unutmam 1974’ten başlayarak Erzurum radyosunda Neşe Konfeksiyon diye reklam verirdi. Artvin’den, Kars’tan, Iğdır’dan meraklılar Ardahan’a gelip Neşe Konfeksiyonu arar alışveriş yapardılar. Ardahan ve bölgede en çok çeşit ve kaliteli ürün rahmetli Şemsi Kaya abinin dükkânında olurdu. 

Rahmetlinin yüzü her daim mütebessimdi. Mağazasında ürünlerine bakmak isterseniz tüm rafı döker almasanız da yüzündeki sükûnet değişmezdi. Üstüne üstlük çay veya kahve ikram etmeden bırakmazdı. Rahmetli kendi ifadesiyle “Dükkânıma giren her müşteriyi, aynı zamanda şehre gelen misafir olarak görürüm.”derdi. Bu yüzden küçük bir ürün de alsanız bile göreceğiniz muamele aynıydı. Davranışları güven verir, dükkânından kalbinizde şüpheyle ayrılmazdınız. Kendisinin eş dosta nasihati “Yapılacak bir işte muvaffak olmanın sırrı; ahde vefa, akde sadakat, kârda kanaat ve imalatta dürüstlük gibi ahlâk ölçülerine bağlı hareket etmek olduğunu bir insan her işinde olduğu gibi, yaptığı alışverişte de, ticarette de bu ölçüler istikâmetinde hareket etmeli, kâr uğrunda utanmayı, menfaat temin edeceğim diye merhameti, servet yolunda şeref ve haysiyeti asla feda etmemeli ve temiz bir vicdan kadar yumuşak hiçbir yastık yoktur.” derdi

Gelen müşteriye kolonya, sigara, çay ve kahve ikram etmeden bırakmazdı. Hele de evlatları Saffet ve Fuat Kaya ilkokuldan bu yana hafta sonları ve tatil günlerinde ailesine yardım olsun diye dükkânda bulunup, gelen müşteriye yardımcı olmak için küçücük narin yapılarıyla canhıraş çaba gösterir babalarına yardım ederlerdi. Rahmetli Şemsi abimin kendisinin ifadesiyle “5000 adet aboneli müşterim vardı.” demişti. Bu kayıtlı müşteriler aldığı ürünü deftere yazdırıp aybaşında taksitle öderlerdi.

Rahmetli Şemsi Kaya abim “Netice itibariyle tembellik, hımbıllık ve boş durmayı hiç sevmezdi. Bu bir hastalıktır. Ağustosta gölge kovan, zemheride karnın ovar.” derdi.

Belki çoğumuzun bilmediği 1975-1980 yıllarında 20.000 nüfuslu Kars’ın ilçesi Ardahan’dan Kars, Trabzon, Rize, Artvin, Erzurum, Ağrı, Muş, Van, Bitlis, Batman, Diyarbakır, Mardin gibi büyük şehirler halı satışı yapardı. Bu bir ticari öngörüydü. İlçeden çıkıp bu illere halı ve mobilya satabilmek düşüncesi her babayiğidin harcı değildi.  1980 sonrası dışarıya açılma sevdası, Ardahan’dan göç ederek İstanbul’a yerleşir ve ticari faaliyetlerini burada yapmaya başlar.
Rahmetli Şemsi Kaya abim ve oğulları İstanbul’da günde 14 saat çalışarak Türkiye’nin her tarafına halı satmak için 100 araçlık bir filo oluşturdu. Bu işkolunda çok başarılı oldular. 

Nasrettin hoca; camiye giderken komşuları sende Evliyalık varmış bize göstersene derler.

“Evet” demiş Hoca, “İsterseniz şu karşıdaki ağacı çağırayım buraya gelsin.” Herkes merakla seyrederken Hoca 3 kere ağacı “ Buraya gel” diyerek çağırmış. Fakat ağaç gelmemiş tabii…
“Gelmedi Hocam.” demişler…

Hoca: “O gelmezse ben giderim, Evliya da KİBİR olmaz.” demiş.

Rahmetli Şemsi Kaya abim dostuna, akrabasına, çalışanına nasihat ederdi: “Kibir insanın kendisini güç, kuvvet, kudret, makam, servet, soy gibi meziyetinden dolayı başkasından üstün görme halidir. Kibir bir hastalıktır ayrıca, zaman içerisinde insanı çökertir. Kibir bütün dinlerde ve felsefi öğretilerde günah olarak bilinir. Ego ile kardeştir kibir. İnsanlar en çok, kendilerine en güvendikleri zamanlarda hata yaparlar. İnsanın kazandığı paradan değil, paranın kazandığı insandan korkulur.” derdi.

Ne demişti eskiler; marifet, iltifata tabidir.

Rahmetli; sadelik ve mütevazılığın simgesi, egodan arınmış, doğallığı ön planda ve en alttaki çalışanla bile temas halinde, konuşurken insanlara dokunan, kibirden uzak, halkın içinde, onlardan biri gibiydi. Çocuğun ayağına kalkan, ziyaret edeni yemek yemeden bırakmayan, misafiri kapıya kadar yolcu eden, kendinin arabası varken bir gün kullanmayan, halkın arasında, toplu taşıma araçlarında,  sıradan araçlarla gezerken, alışveriş yaparken görmek mümkündü. Sahi, şirketinde çalışan çaycının ya da güvenlik görevlisinin kaç çocuğu olduğunu nerde oturduğunu bilirdi. 

Rahmetli Şemsi Kaya abim Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin bu sözünü hatırlatırdı; “Kibir nedir? Kendisinden habersiz, kendini bilmeyen insanın durumudur. Tıpkı güneşten haberi olmayan buzun kendini bir şey zannetmesi gibi...”

Böyle değerler Kaya ailesinin, dostlarının ve sevenlerinin büyük kaybıdır. Sayın Saffet ve Fuat Kaya’ya ve sevenlerinin başı sağ olsun. Tekrar Rahmetli Şemsi Kaya abime Allah rahmet eylesin ve mekânı cennet olsun nur içinde yatsın inşallah. 

Mücadele ile geçen 85 yıl Fabrikasında odasında yazılı çalışmanın ilkeleri yazılı 20 madde ile bitirelim.

• İyi huylu ve güzel ahlâklı olmak, 
• Ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak, 
• Gözü, gönlü ve kalbi tok olmak, 
• Şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli, iffetli ve dürüst olmak, 
• Cömertlik, ikram ve kerem sahibi olmak,
• Küçüklere sevgi, büyüklere karşı edepli ve saygılı olmak, 
• Alçak gönüllü olmak, büyüklük ve gururdan kaçınmak, 
• Hataları yüze vurmamak, 
• Dost ve arkadaşlara tatlı sözlü, samimi, güler yüzle ve güvenilir 
        olmak,
• Hakka, hukuka, hak ölçüsüne riayet etmek, 
• İnsanların işlerini içten, gönülden ve güler yüzle yapmak, 
• Daima iyi komşulukta bulunmak, komşunun eza ve cahilliğine 
        sabretmek, 
• İyilerle dost olup, kötülerden uzak durmak, 
• Fakirlerle dostluktan, oturup kalkmaktan şeref duymak
• Zenginlere, zenginliğinden dolayı itibardan kaçınmak, 
• Emri altındakileri ve hizmetindekileri korumak ve gözetmek,
• Kötü söz ve hareketlerden sakınmak, 
• İçi, dışı, özü, sözü bir olmak, Sır tutmak, sırları açığa vurmamak, 
• Aza kanaat, çoğa şükür ederek dağıtmak, 
• Feragat ve fedakârlığı daima kendinden yapmak.
                                                                                                  
Nurettin Yılmaz 

  FACEBOOK YORUM
Yorum

  Diğer Haberler

YUKARI